Mutlu! yaşamak için elzem olduğu söylenir kendiyle barışmanın. Fakat sadece kendiyle barışmanın yeterli olmadığı durumler vardır.
Barışmak gereken bir başka unsur da dünya mıdır? Kendiyle ve dünya ile barış içinde yaşamak mı hedeflenen genelde. Her yerde olduğu gibi burada da bir çelişki var galiba. Toplam barışma puanını kendinle ve dünya ile paylaştırman gerekli. 50 kendine 50 dünyaya, 30 kendine 70 dünyaya gibi. Dış dunya ile ilişkilerini azaltıp kendi kendine kaldığında, dağ başlarında meditasyon vs. 100 puanı kendine verebilirsin. O zaman sadece kendi varliğınla birlikte düşüncelerini anlamaya çalışabilirsin. Veya toplum içinde, kalabalıkta dünyayı, başkalarını anlamaya çalışabilirsin. Barış'ın yolu anlamaktan geçiyor çünkü.
Birbirlerini anlamayan, 1. olarak aynı dili konuşmayan, 2. olarak birbirlerinin niye, nasıl düşündüğünü kavrayamayan 2 kişi, taraf arasında barış olabilir mi? Birbirlerinden korktukları için veya birisi diğerinden korktuğu için barış tesis edilebilir mi? Edilirse sürekli olabilir mi?
Bu barış sürekli olmaz ise, birbirlerini anlayanlar arasındaki barış ne kadar surekli olur? Birbirlerini anladıkları sürece mi? Birinin değişmesi diğerinin de değişmesini gerektirmez mi? Nasıl değişeceklerini anlamaları durumunda bile bu anlayışı değiştirmek gerektiğinde ne olacak?
Fark nerede, anlayarak barış ile anlamadan barış arasında / veya anladığını zannetmenin.
© Mart 2002, Rüçhan Ziya
(16+ saat civilization sonrası)